Hıdrellez
Üç senedir Tarihi Yarımada'da Hıdır Amca'yla göbek atıyorum. İlkinde Susam'da gerçekten baygın bir şekilde otururken Gizem'in "Böyle de bir şey varmış, bi bakalım." demesine istinaden, gerçekten çok baydığımız için kendimize bir şans vermek adınaydı. Gerçekten hepimiz için hayret verici bir olaydı. Hayatımda oynamadığım kadar oynadım ve eğlendim belki de. Dileğim de gerçekleşmişti zaten. O sene Hıdrellez yolun deniz olmayan tarafındaydı.
İkinci sene ilk senenin gazıyla gittik, bu sefer önceki sene gelmeyen ve bin pişmanlarla onların arkadaşları da geldiği için hareket kabiliyetimiz bile kısıtlanmıştı. Her yerde en önden konser izliyor gibiydik. İstesem de oynayamazdım.
Geçen yani benim için üçüncü sene, deniz tarafındaydı. Bir sürü aktivite vardı. Belli ki belediye kendine pay çıkarmıştı. Çok daha geniş bir alan. Ama önceki senelerin köşeyi döndüğünde karşına çıkan sanatçılarından uzak bir panayır ortamıydı. Yine de hakkını yememek gerek.
Hepsinin eğlencesinin ortak elemanı şuydu: Romanlar.
Çaldıkları müzikler, oyunları ve çoklukları Hıdrellez'i eğlenceli kılandı. Onların yarattığıyla belediye takdirini de toplamıştı.
Şimdi Sulukule'yi yok ettiler, kabul edeni Taşoluk'a yolladılar, barınamadılar. Diğerleri dağıldı. Artık hep beraber Sulukule'de yaşamıyorlar.
İsterdim ki topyekün protesto etsek ve gitmesek. Ama biliyorum ki mümkün değil, o yüzden ben de dağa küsen tavşan olmuyorum. Zaten biz etsek Romanlar etmez, biraz garip oldukları doğru.
Her ne ise, Romanlar oraya gelebilirler umarım.
Ama AKP sen yüzsüzsün, hep yüzsüz kalacaksın.
Fotoğraflar: hıdrellez.org
